noel zamanı.. yılın en güzel zamanlarıdır benim için.. yeni bir yıla girmenin heyecanını geçtim karanlık ve gotik öğelerle süslü olan şehrimin beyazlar içinde göründüğü ender günler bu zamana denk gelir.. iyi ki kuzey yarımkürede yaşıyoruz diye tanrıya şükrediyorum bazen.. düşünsenize yılbaşında denize girdiğinizi.. çok saçma.. iyi ki atalarım buraya göç etmişler ve bu karanlık, kokuşmuş şehri, gotham city'i, kuzey yarımküreye kurmuşlar.. işte yine kar başladı.. gökyüzünden düşen küçük, beyaz, sevimli ufaklıklar..
o gün yine paltomu sırtıma, şapkamı da kafama geçirip ofisimden çıkmış, ufak evime gitmeden önce her zaman oturduğum kafeye doğru yol alıyordum.. buzlu yolda kayıp düşmemeye dikkat ederek yürürken yoldan geçenlerin ışıklandırılacak noel ağacı hakkında konuşmalarını dinliyor, her yıl düzenlenen bu mükemmel olayın heyecanını yüzlerinden okuyabiliyordum..
kafeye vardığımda saat 6 olmuştu.. hemen bir çift kaşarlı tost ve kafeinsiz kahve istedim ve her zamanki yerime, güzel rita'nın karşısındaki masaya oturdum.. rita kahvem ve tostum ile birlikte o güzel gülümsemesini de servis ettikten sonra gazetede hergün okumadan uyuyamadığım köşe yazarı hıncal uluç'un yazısına daldım.. o sırada birden televizyonda bir hareketlenme oldu.. mayorumuz, canımız belediye başkanımızın minik bebesi kaçırılmış ve ardından yerin altında yaşayan, biçimsiz, şişman, sivri burunlu bir yaratık tarafından kurtarılmıştı.. bu ucubik yaratıklar neden hep gotham city'e gelir, neden paris'e, havana'ya, istanbul'a, yeni delhi'ye uğramaz diye düşünürüm.. hayır daha geçen sene jack nicholson gülüşlü, garip makyajlı bir heriften batman sayesinde kurtulduk..
yemin ederim komedi gibi bir şehir burası.. allahtan işim iyi, iyi para kazanıyorum yoksa bir dakika daha durmam buralarda.. polis teşkilatı bir ske yaramadığı için koskoca 8 tane projektör konuldu.. batman'i çağırmak için.. bu adamın evinde telefon yok mu? o 8 projektör en kadar elektrik yakar düşünen yok.. neymiş gotham city'nin elektrik fazlası varmış.. öyleyse neden max schreck yeni bir santral yapılması gerek diyor.. demek var bir bildiği.. max schreck demişken adam christopher walken'e benzemiyorsa ben de gayim.. ama o saçlarla olmaz.. christopher abinin karizmasına o saçlarla ulaşılamaz..
hava kararmıştı, kahvemi içip hesabı güzel rita'ya ödedikten ve yüklü bir bahşiş bıraktıktan sonra tam kafeden çıkmış eve yol alıyordum ki anlatsam inanmazsınız neler olduğuna.. bir grup palyaço ellerinde taramalı tüfekler, tabancalar, bıçaklar; takla ata ata, bağıra çağıra, kahkahalar atarak, dağdan döne döne geliyorlar.. bir kaos ortamı oldu.. bir karmaşa, herkeste bir panik.. ben de korunmak için kendimi bir arabanın arkasına attım.. hayır organize suç örgütü dediğinin, mafya dediğinin de bir karizması olur.. marlon brando'ya bak.. böyle şebelek gibi makyaj yapıp türlü maymunluklarla sokaklarda dehşet saçtığını gördün mü? sirk gibi şehir.. bir joker, bir penguen, onlarca palyaço.. skerim böyle fanteziyi lan.. korksa mı gülse mi bilemiyo insan..
neyse baktım arkadan penguş geliyor paytak paytak.. elinde de bir şemsiye, çevir baba çevir.. sanki katip uykudan uyanmış gözleri mahmur.. o derece.. o iğrenç dişlerini göstere göstere kahkahalar patlatıyor, bir yandan da şehre korku saldığını falan sanıyordu.. ama cidden insanlar da altına sıçıyordu bu 1.56lık şeyden.. adam çevik bile değil lan!! ayağı kaysa sonsuza doğru yuvarlanarak gidecek adam.. allahtan gotham city'de sürtünme var da durabilir bi yerlerde.. neyse ben çıktım saklandığım yerden.. bu penguende hala bir neşe.. gittim yanına ensesine bir şaplak indirdim:
"utanmıyosun di mi hiç? koskoca adamsın.. yaş kaç? nerden baksan 33 varsın.. neden yapıyosun bunu?"
şaşırmıştı.. gözleri hayatında ilk defa gördüğü bu insanı, beni, süzüyor; o küçük kafasında işlemler yaparak hakkımda bir kanıya varmaya çalışıyordu.. ağzını açmasına fırsat vermeden devam ettim:
"bak güzel kardeşim, zaten şehri bok götürüyo, yaşanmıyo bu şehirde.. en güzel zamanları noel zamanları.. sen de tam bu sırada çıkıp ortalığın mına koymaya çalışıyosun.. yapma!! derdin ne? çirkinliğin mi? her yerde spor merkezleri var git spor yap zayıfla.. burnun için estetik olabilirsin.. bence gerek yok ama böyle de çok hoşsun.. dişlerin çok kötü ama bi arkadaş var benim diş hekimi.. bi randevu ayarlarız, yaptırırız.. her şey hallolur.. sen neden canını sıkıyorsun ki? şiddet çözüm değil güzel kardeşim.. konuşarak çözülmeyecek mesele yok.. anneni, babanı mı tanımıyorsun.. ne var? sezercik de piçti.. emrah orspu çocuğuydu hatta.. bunlar utanılacak şeyler değil.. yazık, günah.. bu polisin de ailesi var, çoluğu çocuğu var.. sizle mi uğraşacak böyle her sene yeni bir şey.. batman desen giyin, soyun, giyin, soyun maymun ettiniz lan adamı.."
gözleri dolmuştu.. sanırım fazla üzerine gitmiştim.. o sırada batman uçarak yanımıza geldi..
"ne oldu?"
"tamam abi biz konuşarak hallettik.. artık yapmayacakmış böyle şeyler.. di mi penguş?"
"lan manyak mısın?"
"????"
"benim bu adamı pataklamam gerekiyo ki hikaye devam etsin"
bozulmuştum..
"ne hikayesi batman? şurada seni onca zahmetten kurtarmışken, bir teşekkür beklerken, duyduklarıma bak!"
"hasta ruhlu musun arkadaşım? ben burada bu adamla bir aksiyona girmezsem ne çekiciliğimiz kalacak? hikayenin çekici olması lazım"
"hayat bu batman.. gerçek dünyadayız.. ne hikayesinden bahsediyorsun sen?"
"bütün dünya bir sahnedir! ve bütün erkekler ve kadınlar da sadece oyuncular!"
"kimsin lan sen.. şekspir mi? gary oldman mısın? kimsin sen!!!!"
ve işte o sırada hiç beklenmedik bir şey yaptı.. maskesini çıkardı..
"ananaskiiiiiiiiiiiiii maykıl kiitın lan bu!!"
diye bağırdım ve gökyüzüne doğru koşarak uzaklaştım..